Bale Tarihi

İlk ziyafet balelerinin vatanı olan Floransa’dan gelen Catherine’nin çabalarıyla bu görkemli eğlenceler sayesinde Fransız sarayının yabancı politikası ve kralların gözünde itibar kazandı.Kraliçe Catherin’in, balenin temsil şeklinde gelişmesine en büyük katkısı “Kraliçenin Komik Balesi” adlı eseri sahneletmiş olmasıdır. Bu temsil 1581 de verilmiş ve eser bale tarihi için uygun bir başlangıç olarak kabul edilmiştir.

(Bu balenin konusu eski Yunan şairi Homer’in “Odise” adlı eserinden alınmış olup, Circe ilahesini hikaye eder. Kör şair Homer, keçi postuna bürünmüş olarak elinde lir çalgısı İzmir, Ege sahilleri, Atina ve Yunan şehirlerini dolaşarak Tanrı ve kahramanların hikayelerini anlatırdı. Bu hikayeler “İlyada” ve “Odise” adlı kitaplar olarak bugüne kalmıştır.)

Önceleri saray sanatı sayılsa da, XIV. Louis zamanında şair Benserade, müzikçi Lully ve koreograf Pierre Beauchamps’ın çabalarıyla bale’nin altın çağı başladı.. Ve saraylıların yerini profesyonel sanatçılar aldı.. 1661’de Fransa Krallık Dans Akademisi (Akademi’de ilk bale terimleri oluşturuldu) ve 1713’te Opera Dans Okulu’nun kurulmasıyla soyluluk ve zerafet Avrupa’nın diğer sahnelerine de taşınmış oldu. Bale gelişimini Rusya’da sürdürdü, en güzel eserler bu dönemde yaratıldı. Kuğu gölü, Uyuyan Güzel, Fındıkkıran gibi.

 

Osmanlı İmparatorluğu Türkiye’de klasik bale gösterileri yakın bir zamanda başladıysa da, tarihe baktığımızda bu sanata yabancı olmadığımız görülür. Bale sanatının Avrupa’da henüz gelişmediği çağlarda, 1524’te İstanbul’da İtalyanlar bir şenlik dolayısıyla klasik bale gösterisi düzenlemiş, bu gösteriye Türkler yalnız seyirci olarak değil, dansçı olarak da katılmışlardır. 

 XIX. Yüzyılda İstanbul’da Naum Tiyatrosunda, Gedikpaşa’daki Güllü Agop Tiyatrosuna ve öteki tiyatrolara dışarıdan opera topluluklarının yanı sıra bale topluluklarının da geldiği bilinmektedir. Ayrıca Beyoğlu’nda Concordia Amfi Varyete, Tepebaşı, Verdi Tiyatrolarında operet, opera temsillerinin yanı sıra zaman zaman da bale temsilleri düzenlenmiştir.

Rus ihtilalinden sonra Türkiye’ye sığınan Beyaz Ruslar arasında bale sanatçıları ve öğretmenleri de bulunuyordu. Cumhuriyetin ilanından sonra Devlet Konservatuvarı kurulurken Rusya’ya bale öğrenimi için öğrenci gönderilmesi düşünülerek Rusların yardımı istenmiş, ancak bu proje gerçekleştirilememiştir.

 

CUMHURİYET TÜRKİYE’SİNDE BALE

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Atatürk’ün önerdiği Batı’lı sanat anlayışı Türkiye’de filiz vermeye başladı.1936 yılında müzik, tiyatro ve opera bölümlerinden oluşan Ankara Devlet Konservatuvarı’nın temeli atıldı. Aynı yıl Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde şöyle diyordu; “Güzel Sanatlara da alakanızı yeniden canlandırmak isterim. Ankara’da bir Konservatuvar ve bir Temsil Akademisi kurulmakta olmasını zikretmek benim için hazdır. Güzel sanatların her şubesi için Kurultay’ın göstereceği alaka ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için tesislidir” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1,S. 378:Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara 1961)

Cumhuriyet Türkiye’sinde devlet Batı’dan uluslararası müziği ve operayı benimsediğinde bale sanatının da Türkiye’de ele alınması düşünüldü. 1935’te Rusya’ya bale öğrencisi gönderilmesi için araştırma yapıldı ve bu araştırma ertesi yıl yenilendiyse de olumlu bir sonuca varılamadı. Ankara Konservatuvarı’nın kuruluşunda emekleri geçen Paul Hindemith müzik, Carl Ebert opera ve tiyatro bölümlerini düzenlerken, bale olgusunu da gündeme getirmişlerdi.1940’lı yılların düşüncesine göre ilk dönemi üç yıl (8-11 yaş),ikinci dönemi gene üç yıl (11-14 yaş), üçüncü dönemi ise dört yıl (14-18 yaş) sürecek üç dönemli bir bale okulu kurulacak, böylece toplam on yılda bale dansçıları yetiştirilecekti. Başına Rus geleneğiyle çağdaş Batı Avrupa sanatını bağdaştırabilecek bir bale ustasının getirilmesini tasarlayan Ebert gerekçe olarak; “Operanın bir bölümü olarak bir bale tiyatrosunun lüzumu, milli bir dans kültürünün temeli olarak Türk milli danslarının işlenmesi ve bakımı, genel bir sanat estetiği bakımından sanatsal dansın eğitim kıymeti, bir Türk balesinin kuruluşunda en belli başlı modern dans tarzları ve onların kullanılır hale  konması, Ankara’nın özel şartları ve bale okulunun ders planında bunun göz önünde tutulması…”nı ileri sürüyordu. Bununla birlikte devletin bale okulu bu yıllarda gerçekleştirilemedi.1917 Rus devriminden sonra Türkiye’ye sığınmış Beyaz Ruslar arasında bulunan bale dansçıları ve öğretmenleri İstanbul’da özel olarak öğrenci yetiştirdiler.

 

İstanbul Devlet Balesi

Klasik balenin kökleşmesinde Ankara ve İstanbul ayrı yöntemler izleyerek çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Ankara’nın yaklaşımı daha akademik (devletin kurumsal desteğiyle) bir görünüm taşırken, İstanbul’da bir Rus göçmeni olan Lydia Krassa Arzumanova, özel bir bale stüdyosunda eğitim veriyordu. Önemli gerçek Arzumanova’nın Türkiye’nin bale ile tanışmasına neden olan kişi olduğudur. 1897 doğumlu Krassa Arzumanova, St.Petersburg Bale Okulun’da eğitim görüp 1912-1919 yılları arasında değişik yapımlarda dans etti.  1921 yılında Türkiye’ye geldi ve klasik bale eğitiminin ilk tohumlarının atılması için girişimlerde bulundu.Ninette de Valois, Yeşilköy Akademisi’ni 1948’de kurmadan 19 yıl önce 1929’da Arzumanova, Atatürk tarafından çağırılarak Türkiye’de bale dersleri konusunda görüşleri alınıyordu…

Arzumanona ve öğrencilerinin Türkiye’deki ilk gösterileri Casa d’İtalia salonunda 8 Kasım 1931’de gerçekleşti. 1933’te Union Française’de gerçekleştirilen Temsili ve Musikili Müsamere’nin ardında Yardımsever Derneği, Türkiye Kızılay Cemiyeti, yararına yapılan çalışmalar geldi. 1941 ‘de Tepebaşı Belediye Konservatuvarı’nda klasik bale dersleri vermeye başlayan Arzumanova, aynı yılın sonunda Eminönü Halkevi’nde klasik ritmik danslar kursu öğretmenliğine başladı. Eminönü Halkevin’de Ahmet Adnan Saygun’un “ Bir Orman Masalı” Arzumanova’nın koreografisi ile 1943 de sahnelendi.” Chopiniana “,”Antikacı Dükkanı” adı verilen eserlerin teknik tertibatını Galip Arcan, orkestra şefliğini Türkarman yapmakta, danslara piyano muallimi Jermen Ornial refakat etmekteydi.Dekorların,kostümlerin hazırlanmasında hiçbir fedakarlık esirgenmemiştir. Memleketimizde ilk defa yapılan bu tip bir bale, ilerisi için muhakkak ki büyük bir başlangıç teşkil etmektedir.

Lydia Krassa Arzumanova, Tenasüp Onat, Hüsnü Sunal, Kaya İlhan, Engin Akaoğlu, Güzide Noyan gibi star öğrencilerini Ninette de Valois’e devrederek Türk Balesine önemli katkıları bulunduğudur.Arzumanova’nın bir öğrencisi de Yıldız Alpar ( Emiroğlu) 1943 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda baleye başladı ve 1949-52 arası Paris Opera Balesi’nde Sergei Lifar’la çalıştı,1952 yılında Türkiye’ye dönerek özel bale okulu açarak öğrenci yetiştirmeye başladı.24 Mart 1960 tarihinde İstanbul Belediyesi’nin sağladığı parasal olanaklarla İstanbul Şehir Operası Aydın Gün tarafından Tepebaşında kuruldu.1969 yılının Nisan ayında,Tepebaşı’ndaki İstanbul Şehir Operası,Taksim’deki Kültür Sarayına taşındı. İstanbul ve Ankara Devlet Opera ve Baleleri’nin Devlet Tiyatrosu bünyesinden ayrılarak tek yönetsel merkeze bağlanması bu yıla rastlar.

 

Devletin İlk Balet Okulu

Devletin ilk balet okulu 1948’de başladı.Türk hükümeti 1947’de,İngiliz Kraliyet Balesi’nin kurucusu Dame Ninette de Valois’yı Türk balesinin kurulmasında danışman olarak resmi davetli olarak Ankara’ya çağırdı. 1947 Mayıs’ında Ninette de Valois ,hükümet temsilcisi Halil Vedat, İngiliz Kültür Heyeti temsilcisi Mr. Phillips ve danışmanı Mübeccel Argun tarafından karşılandı. Üç haftalık araştırma süreci boyunca Ninette de Valois, İstanbul ve Ankara’daki ilkokulları gezdi. Çocukların bedensel yapılarını ve hareket yeteneklerini inceleme olanağı buldu.Üç hafta sonunda konuyla ilintili ayrıntılı raporunda ,bir bale okulu olgusunun gerçekleşmesinin düş olmadığını ama yoğun çaba gerektirdiğini vurguladı. Okulun kuruluşunu üstlenen   Dame Ninette de Valois’nın sağladığı öğretmenlerle ilk bale okulu İstanbul Yeşilköy’de kuruldu. Milli Eğitim Müdürü’nün konuşması ardından ,İstanbul Valisi Dr. Lütfi Kırdar’ın söyleviyle 6 Ocak 1948 günü açılan okulda ilk öğretmenler Sadler’s Wells Balesi’nden Joy Newton ile Audrey Knight’tı. İlk okullar dolaşılıp anne babalarla görüşülerek seçilen çocuklardan ilk yıl yaşları yedi ile on arasında  değişen 11 oğlan ve 18 kız  çocuk yetiştirilmeye başlandı.1948/49 ders yılında öğrencilerden 14’ü elenip çıkarıldı, kalan 15 öğrenciye onyedi  yeni öğrenci katıldı. Yatılı ve gündüzlü bu öğrencilere, Türkiye’nin olanaklarına ve koşullarına uygun değişikliklerle Sadler’s Wells Bale Okulunun dersleri uygulanıyordu. 1950 yılında Yeşilköy Balet Okulu Ankara’ya taşınarak Ankara Devlet Konservatuvarı’nın bir bölümü oldu. Bayan Joy Newton’un gitmesi üzerine Dame Ninette yine Sadler’s Wells’in eski dansçılarından Beatrice Appleyard ile Lorna Munsford ve Robert Lunnan’ı gönderdi. Appleyard Konservatuvar müdürü Mithat Fenmen ile evlenip görevden ayrılınca  Dame Ninette 1954’te Sadler’s Wells’in eski dansçılarından Bay Travis Kemp ile Anna Pavlova Bale topluluğu’nun solist dansçılarından olan eşi Molly Lake’i gönderdi. Yirmi yıl Konservatuvar bale bölümünü çeşitli tarihlerde gelip kendilerine katılan yardımcılarla yönettiler.

Devlet Konservatuvarı bale bölümü ilk mezunlarını 1957’de verdi. Aralarında “Ayla Dayıgil, Meral Öge, Yüksel Çapanoğlu ve Hüsnü Sunal ‘ın bulunduğu bu dansçılar İstanbul’da yetişmiş Kaya İlhan/Kopuz vb. de katılmasıyla Devlet Tiyatrosu Opera bölümünün ilk bale sanatçıları topluluğunun çekirdeğini oluşturdular.Sanatçı, öğretmen ve koreograf Molly Lake, yanlızca öğrenci yetiştirmekle kalmamış balemizin ilk dansçıları olan Güzide Noyan Kalın, Tenasüp Onat, Kaya İlhan gibi sanatçılarla beraber koreografisini kendisinin yaptığı “Hoffmann’ın Masalları”’nda dans etmiştir.Molly Lake’in balemize en değerli katkısı 1959-60 yıllarında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda sahneye koyduğu “Giselle “ balesidir. Sanatçı bu baleyi,Türk dansçılarının teknik yeteneklerinin yanı sıra ,dramatik yeteneklerini de sergilemek amacıyla sahnelediğini belirtmiştir. Türkiye’de ilk kez sahnelenen bu eserde o yıllarda henüz öğrenci olan Meriç Sümen (Giselle),Sait Sökmen (Albrecht),Gülcan Tunççekiç (Myrtha), İnci Tuğ ve Tanju Tüzer (pas de deux) rol almışlardır.  Molly Lake bugünkü Türk Balesinin temelini oluşturan sanatçılardan Meriç Sümen, Sait Sökmen, Gülcan Tunççekiç ,Evinç Sunal, Binay Okurer, Jale Kazbek, Hüsnü Sunal, Tanju Tüzer, Rengin Taş gibi sanatçıları yetiştirmiştir.Dame Ninette de Valois Yeşilköy Okulu’nun kuruluşundan beri hiç eksik etmediği ve kendi imkanlarını kullandığı Devlet Balet Topluluğundan ilgisini esirgememiştir.”Come Dance With Me” başlıklı kitabında Türkiye anılarını anlatır.

Devlet Balesi Topluluğu, öğrencilik yıllarından itibaren , Margot Fonteyn, Nadia Nerina, Anya Linden, Marion Lane, Michael Somes, Davit Blair, Alexis Rassine, ve Peter Clegg gibi tanınmış sanatçılarla dansetme fırsatı bulmuşlardır. Devlet Balesi sanatçıları Dame Ninette’in sağladığı İngiliz koreograf Robert Harrold’un sahneye koyduğu “El Amor Brujo”da konuk sanatçı Valerie Taylor ile dans ederek Devlet Tiyatrosunun ilk bale temsilini vermişlerdir. (1960)Fakat bu bale temsili, Salome operası ile birlikte sunulduğu için bir bale akşamı değildi. Tümüyle baleye ayrılmış ilk bale temsili 1960/61 sezonunda Dame Ninette’in Türkiye’ye gönderdiği özel yardımcısı Ailne Phillips “Coppelia” eserinin tümünü sahneye koymasıyla gerçekleşmiştir.Swanilda rolünde yarıklasik dansçı “Binay Okurer” olağanüstü başarı kazanmış, izleyiciler bilet bulabilmek için gece yarısı kuyruğa girecek derecede ilgi göstermişlerdir. Ertesi yıllar “Silfidler, Buzda Kayanlar, Uçarının Gidişi, Gençler Balosu, Veneziana, Ölüm ve Genç Kız, baleleri oynanarak başarı sürdürülmüştür.

1962/63 Mevsiminde ilk kez Devlet Baletimiz için düzenlenmiş bir bale sahneye kondu. Couperin’nin müziği üzerine “Gizemli Engeller”  Andre Howard’ın koreografisiyle sunuldu. 1964 Bundan sonraki aşama bir Türk bestecinin müziği üzerine Dame Ninette de Valois’in koreografisi ile ilk bale eseri olan  “Çeşmebaşı” nın oynanmasıdır.1967 Yılında Devlet balemiz ilk kez yurtdışında, Bulgaristan’da temsil verir.

1968 İlk kez bir Türk koreografı Sait Sökmen’nin Ravel’in Dördülü üzerine “Çark” balesi oynanır.1970  14 temmuzda 1309 sayılı yasayla  Devlet Tiyatrosu Opera Bölümü tiyatrodan ayrılarak “Devlet Opera ve Balesi” Müdürlüğü adıyla  tüzel kişiliğini alır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlanarak Ankara ve İstanbul’da çalışmalarına devam eder.1970 Rodriguez, Türk seyircisine üç koreografi sunar, Glazounov Süite / Mevsimler (Gülcan Tunççekiç-Oğuz Özlem). Orpheus (Meriç Sümen-Oytun Turfanda). Judith ( Meriç Sümen-Oytun Turfanda) . Meriç Sümen Rodriguez’in gözünde ideal bir Judith olmuştur.1970/71 Rodriguez Romeo ve Juliet’i sahneler (Meriç Sümen-Oytun Turfanda). Yapım perdeyi açtığı gece Türkiye’de klasik balenin ”resmi” kurucusu  Ninette de Valois de izleyiciler arasındadır.Aynı akşam Ninette de Valois “Türk Kültürüne Hizmet Ödülü”’nü Kültür Bakanı Talat Halman’ın elinden alır.

3 Temmuz 1973 Türk balelerinden birleşen ilk gecenin, İstanbul Şenliği çerçevesinde Açıkhava Tiyatrosunda sunulmasıdır. ”Pembe Kadın - N.K.Akses Ballad - Oytun Turfanda / Judith- Sunu -Çetin Işıközlü- Alfred Rodrigez / Çeşmebaşı - F.Tüzün - Dame Ninette de Valois.

1973/74 Türk Balesinde bir dönüşüm noktası sayılır, konuk İngiliz sanatçıların yönetsel etkileri azaltılarak Hüsnü Sunal ve Evinç Sunal “Ballet –Master ve Ballet Mistress” konumuna yükseltilirler.

Aynı yıl üç Türk Balesi günışığına çıkar, Çoğul / Pembe Kadın / Oluşum. Meriç Sümen, Mesih Beken, ve Rengin Taş’ın dansettiği Pembe Kadın’ın müziği Necil Kazım Akses, koreografisi Oytun Turfanda imzasını taşır, ilginç bir dans tiyatrosu örneğidir. Çoğul müzik Cengiz Tanç, koreografi Duygu Aykal, tam anlamıyla bir modern bale sayılabilir. Yine Duygu Aykal’ın İlhan Usmanbaş’ın müziği üzerine kurguladığı Oluşum, insanlığın evrimini çağdaş dans yaklaşımlarıyla sergileyen bir yapımdır.

1974 /75 İki Türk koreografının üç yapımı sahnelenir. Debussy ile Dans Geyvan Mc Millan,

Yoz Döngü ve Güzelleme, Oytun Turfanda. Özellikle Yoz Döngü Türk Bale Tarihine öz kaynaklarımızdan yola çıkarak Batı’lı yöntemlerle kurgulanmış bir baş yapıt ve kalıbı mühürlenip arşivlenecek bir koreografi örneği olarak tarihe geçmiştir.

Türk Devlet Opera ve Balesi inceleme kapsamında Osman Şengezer’e ayrıntılı bir ayraç açmak gerekir. Türk Balesinin gelişimine çizdiği özgün dekor / kostüm eskizleriyle katkıda bulunan Osman Şengezer, günümüze değin pek çok yapıta mühür vurmuştur.

1977 Ninette de Valois “Step by Step” adlı kitabında şöyle yazar; “Türk devlet Balesi” İngiltere tarafından kurulan ilk ulusal baledir.

1981 Meriç Sümen  “T.C. Devlet Sanatçısı” ünvanına layık görülür.

1982 Meriç Sümen Moskova  Bolşoy Balesi’nde “Giselle” rolünü oynayarak Bolşoy tarihinde başrol üstlenen ilk  yabancı Prima Balerin oldu. Ayrıca Leningrad, Kiev, Minsk, Riga, ve Odessa’da misafir dansçı olarak dans etti. Ulusal ve Uluslararası alanda birçok birincilik ve onur ödülleri aldı.   

1982  İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin ilk resmi açılışı gerçekleşir.

1990 Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü resmen kurulur.

80’li yılın ortalarında, dansa modern bir anlayışla bakan “ikinci kuşak” koreograflar, balede yerleşmiş klasik repertuar düzeninde projelerini uygulamakta zorluk yaşamalarına karşın ilk özgün eserlerini verirler. İzleyicilerden olumlu tepkiler alırlar. Bu gelişmelerle birlikte, modern dansın devlet balesi çatısı altında kurumsallaşması şartları oluşmaya başlar.

Kurumsallaşma projesinde, Yasemin Erkan, Binnaz Aydan, Salima Sökmen, Fahrettin Güven ve Nurdan Menemencioğlu genel müdürlük tarafından görevlendirilerek MDT’nin kuruluş aşaması başlar.

 

1993 Ankara Devlet Balesi bünyesinde ayrı bir birim olan MDT ilk prömiyeri profesyonel repertuar niteliğinde temsillerine başlar.

1999 Antalya Devlet Opera ve Balesi kurulur.

2008 Samsun Devlet Opera ve Balesi faaliyetlerine başlar.

 

Bugün altı ilde bulunan Devlet Opera ve Balesi müdürlüklerinde klasik balenin en önemli örneklerinin yanı sıra çağdaş bale, modern dans ve dans tiyatrosunun yerli ve yabancı eserleri sergileniyor.

Türk Balesi son yıllarda kendine yeni yollar çiziyor. Bir yandan dünyanın önde gelen koreograflarıyla klasik balenin büyük eserleri sahneye konurken, bir yandan da çağdaş yorumlara dayalı eserler genç kadrolar tarafından başarıyla sergileniyor.

Devlet desteğiyle klasik balenin kurumsallaşmasını ve düzenli toplulukların kurulmasını dünyada çok az ülke başarabilmiştir. Cumhuriyet’in kültür ilkeleri doğrultusunda yol alan Türkiye, bunu kendi olanaklarıyla başaran ender ülkelerden biridir.

 

                                                                                                                                                                                                        Düzenleyen: Bijen MOLAY